Anılarım

Çam Ağacı ve İntikam!

İlkokul dönemini Sinop’un Boyabat ilçesindeydik. Ormanlık alana ulaşım çok kısa bir mesafede olduğu için yürüyüşlerde ve okul gezilerinde sık sık gezerdik. Yine bir gün ormanlık alana okul gezisi düzenlendi. Ormanları koruma ve ağaç dikimine ilişkin bir bölüme uğradık. Orada gerekli bilgileri aldıktan sonra akılan herkese çam fidanı hediye ettiler. Bu fidanları dikerek yeşil alanları çoğaltabileceğimizi ve bir çok canlıya ev sahipliği yapabileceğimiz anlatıldı.

Ağaçların ne denli önemli olduğuna ilişkin bilgileri anlatılırken çok etkilenmiştim. Bunlarında birere canlı olduğunu, zarar vermememiz gerektiğini öğrendiğimde geçmişte yaptığım şeyler aklıma geldi ve utandım. O günden sonra da ağaçlara ve ormanlara bakış açım oldukça değişti.

Gerekli eğitimi aldıktan sonra elimdeki fidana sarılarak “seni kocaman bir ağaç olana kadar büyüteceğim” dedim. Bir fidanın büyümesine tanıklık edeceğim için o kadar çok mutluydum ki bu duygumu tarif dahi edemem.

Gezi sonrasında önce okula geldik. Sonrasında herkes evinin yolunu tuttu. Mutluluktan uçarcasına eve gittim. Kapının zilini çaldım, annem açmıştı. Hemen elimdeki fidanı göstererek “Anne bunu ölmeden hemen dikmeliyiz. Bu kocaman bir ağaç olacak” dedim. Annemde, önce üstünü bir değiştir bakarız diyerek fidan için bir şeyler aramaya başladı. Evde boş olan bir 18 litrelik yağ tenekesi getirdi. Dışarı çıkıp biraz toprak toplatıp elimdeki fidanı anneme verdim ve diktik. Fidan için ilk suyu döküp, “hemen büyü olur mu?” dedim.

Fidanı diktikten sonra mahalledeki çok yakın arkadaşımın yanına gittim. Evleri giriş toprağa yakın olan alt kattaydı. Pencereyi tıklatıp kendisine tam seslenmek üzereydim ki, pencerenin önünde fidanı dikilmiş bir şekilde gördüm. Önce fidanı sevdim sonrasında pencereye tıklatıp arkadaşım seslendim. Önce geziden ve fidanlardan konuştuk sonrasındaysa oyun oynamaya koyulduk.

Bir gün bu arkadaşım ile birkaç anlaşmazlıklar yaşadık. Sözel olarak tartıştık. Tartışma sonrasında sinirime hakim olamadım. Bir şeyler yapmak istiyordum. Sevdiğim bir arkadaşıma zarar veremeyeceğim için başka şeyler yapacaktım. Düşüncelere daldıktan sonra bir ara aklıma, pencerenin karşısında yer alan çam fidanı aklıma geldi. Arkadaşımın evde olmadığından emin olduktan sonra koşar adımlarla pencerelerinin önüne giderek, çam ağacının dibine işedim. Bunu yaparken bir yandan fidanın ölecek olmasından dolayı üzülüyordum. Bir yandan da beni üzmenin intikamını aldığım için mutluydum.

Bu tarz bir davranışta bulunduğum için sonrasında kendimden hep nefret ettim. Ağzı dili olmayan bir canlıya zarar verdiğim için utandım. Bir daha da böyle bir şey yapmadım.

Şu an o çam fidanlarının akıbetini merak ediyorsunuz değil mi? Hemen anlatayım. Benim çam fidanım 18 litrelik yağ tenekesine sığmadı. Aynı zamanda güneş tarafından yanarak kurudu. Arkadaşımın çam ağacı ise başına gelen olumsuzluklar sonrasında kocaman bir ağaca dönüştü ve hala pencerenin tam karşısındaki toprak alanda duruyor. Zorluklara göğüs gerip, büyümeye ve ders vermeye devam ediyor.

İyi ki varsın canım çam ağacı. Bana o yaşlarda çok şey öğrettin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir