Anılarım

İlk Araç Görüşmesi

Daha önce araç sahibi olmamış ve ailesinin aracıyla haşir neşir olmamış ömer ve yine aynı durumda olan ben, ömer için internet üzerinden bulduğumuz bir araca bakmaya gittik. Araç sahibinin yanına giderken, “biz şimdi aracın neyine bakacağız, ne soracağız?” sorularına yanıt atıyorduk. Araç sahibi olan birkaç arkadaşımızı arayarak telefondan birkaç soru ve muhtemel vermesi gerektiği cevapları adeta bir sınava hazırlanırcasına ezberledik. Araç sahibinin nerede olduğunu navigasyon üzerinden takip ederek bulduk. Aracı gördüğümüzde arkadaşımla bir birimize “şimdi ne yapacağız lan biz?” dercesine bakışmaya başladık.

Araç sahibini bulduktan ve biraz muhabbet ettikten sonra aracın yanına gittik. Araç sahibi “buyurun araca bakın” dediğinde, ömerle birlikte aracın etrafında AVM’de gezercesine tavaf etmeye başladık. Aracın sağına soluna sessizce bakıyor, iyi görünüyor görüşüyle göz göze geliyorduk. Elleri arkadan bağlayarak emekli duruşu olarak tabir edilen bir pozisyonda aracı süzdüğümüzü gören araç sahibi “Ya aracın içine girsenize, gelin kaputu kaldıralım motora bakalım” dedi. Bunun üzerine dış görüşüne göre değerlendirme yapmayı bırakarak, araç sahibinin yönlendirmesiyle kaputa doğru yöneldik.

Araç sahibi kaputu açtı. Önümüzde motor ve sağa sola giden bir sürü boru vardı. Ömerle birlikte yine eller arkada “evet evet güzelmiş, iyi duruyor” yorumunu yapmaktan başka bir şey diyemiyorduk. Çünkü araç satın almadan önce nasıl bakacağımız konusunda bir fikrimiz yoktu. Ömerle birlikte boş boş motora bakarken araç sahibi “şunu şunu değiştirdim, bunun bunu yeniledim ve onardım” diye anlatmaya başladı. Adeta araç sahibi bizim mallığımızı fark etmiş olacak ki yardım etmeye başlamıştı. Araç sahibinin her cümlesinden sonra “evet belli yeni duruyor, aaa öyle mi bunun değişmesi güzel olmuş” gibi cevaplar veriyorduk. Cevap veriyorduk vermesine ama bir şey anlamıyorduk.

Arabalardan anlamamanın ne kadar kötü bir şey olduğunu işte o an çok iyi bir şekilde anlamıştık. Ömerle göz göze geliyor, araç sahibinin anlattıkları şeylerin iyi mi yoksa kötü olduğunu idrak etmeye çalışıyorduk. Biz bu düşüncelere dalarken, aracın yanına birkaç kişi daha gelmeye başladı. Bunlardan bir tanesi, araçlardan çok iyi anlayan ve anlatan birisiydi. İster istemez çok ciddi şekilde yardımcı olmuştu bize. Parçaların ne zaman değişmesi gerektiğini, değişen yada değişmeyen parçaların ne gibi durumlara yol açacağını anlatıyordu. Adamın anlattıklarından yaptığımız çıkarımlar doğrultusunda aracı değerlendirmeye başladık.

Motor yapağını kapattıktan sonra sıra aracın içine bakmaya gelmişti. Tabi ikimizde bir şey anlamadığımız için alıcı olan arkadaşım aracın içerisine geçti. İlk yaptığı şey direksiyonu tutup sağa sola sallaması ve araç içerisindeki deformasyonlara bakmak oldu. Direksiyonu biraz inceledikten sonra araç içerisinde bakınmasına devam etti. Bir arayışta olan gözleri aracın teyibine takıldı. Kaset çalarlıydı. Arkadaşım kaset çaları incelerken, “Çalışıyor mu, bir sorunu var mı?” demek yerine sağ işaret parmağını lönk diye kaset girişine sokmayı tercih etti. Bunun üzerine bende o anki ciddiyetimi korumak adına gülmemek için hemen ortamı terk ettim. Dediğim gibi araç bakma konusunda bu derece de kötüyüz.

Biz araca bakarken, aracın etrafına mahalleden birkaç kişi daha gelmişti. Oldukça kalabalık olmuştuk. Kalabalığa güvenerek fiyat konusuna geçmeye karar verdik. Anladığımız ve işini hakkıyla yapacağımız tek konu tartışmasız pazarlıktı! Araçta bulunan ciddi çizikleri bahane ederek ve ilk defa araç sahibi olacağımızı öne sürerek pazarlıklara başladık fakat anlaşamadık. Aracı almaktan vazgeçerek oradan uzaklaştık.

Eve gitmek üzere otobüslere doğru yol aldığımızda aramızda durum değerlendirmesi yapmak yerine orada yaşanan komik olayları bir birimize anlatarak gülmeyi seçtik. Kahkaha atarak Ankara sokaklarında ilerleyerek otobüs durağına doğru gittik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir