Her ne kadar anlatmak istemesem de, başımdan geçen bu olayı dijital ortama taşımak istedim. Hafızamdan silinmeyecek bir anı. Yaşamış olduğum bu olay Ramazan bayramının 2. gününde meydana geldi. Yanlış hatırlamıyorsam tarih 31 Ağustos 2011‘di.

Her şey uzun zamandır görüşemediğim üniversite arkadaşım Esra’nın hadi buluşalım demesiyle başladı. Uzun süren ayrılığın özlemi ve kafa dağıtmak adına Kızılay’da buluşmak istedik. Esra’nın aramasından sonra bende diğer üniversite arkadaşlarıma haber verdim. Tabi benim haber verdiklerim de diğer arkadaşlara haber verdiğinden dolayı buluştuğumuzda 7 kişi olmuştuk.

Her türden muhabbetin havalarda uçtuğu, kalabalık bir buluşma olmuştu. Eski günler, üniversite anıları ve üniversite sonrası kimin ne yaptığı yada ne yapacağıyla ilgili yaptığımız uzun konuşmadan sonra ayrılık vakti gelmişti. Böylelikle adım adım EGO’da yaşadığım talihsiz olaya bir adım daha yaklaşmış oluyoruz.

Üniversitede ki arkadaşların masadan kalkmasıyla bizimde oradan ayrılma vaktimiz gelmişti. 5-10 dk sonra bizde mekandan ayrıldık. Biraz orada burada takıldıktan sonra saat 11 civarına gelmişti. Eee Ankara’da yaşamında bu saatlerde bitiğini düşünecek olursak artık evlere dağılmanın da zamanı gelmişti. Yanımda bulunan arkadaşların çiftlik kavşağı civarında oturmaktaydı. Bense Etimesgut’ta oturuyorum. Ortak yön olan İstanbul yolundan giden Ego otobüslerinin bulunduğu Ankara adliyesinin önüne doğru hareketlendik. Her şeyden habersiz bir şekilde kendi aramızda şakalaşmalar yapıyor, yok efendim bunu saymam bir daha buluşalım gibi planlar yapılıyordu. Biz bu konuşmaları yaparken çok geçmeden otobüs durağa geldi ve bindik. Ramazan bayramında otobüsler ücretsiz olduğu için oldukça kalabalıktı. Uzun bir yolculuktan sonra arkadaşlarım otobüsten indi. Bense her şeyden habersiz olarak yoluma devam etmekteydim.

Otobüs Etimesgut’a doğru ilerliyor, ilerledikçe de her durduğu durakta çok fazla yolcu alıyordu. Simasını hatırladığım bir dayı otobüsün en ön bölümünden arkalara doğru ilerlemeye başladı. Şans o ki(!) yaşlı dayımız tam benim önümde durdu. Otobüsün çok fazla dolu olmasından dolayı bunaltıcı bir sıcaklık oluşmuştu. Sıcaktan bunalıp sıkılmış, kuruyan dudaklarımı dilimle ıslatmaya çalışıyordum.

Bu esnada baş rollerde oynayan yaşlı dayımızın elinde Nokia 3310 cep telefonu bulunuyordu. Telefonu sol elinde tutuyordu. Boşta kalan sağ eli, sanki dayıdan bağımsızcasına hareket etmekteydi. Hatta ara ara benim bacağıma sürtünüyordu. Otobüsün çok fazla dolu olmasından dolayı ve dayının çok yaşlı olmasından dolayı durumu hiç bir şekilde yanlış anlamayarak kafamı çevirdim. Fakat dayının eli hala bacağımın yakınlarında ve sürekli sürtme durumundaydı. Bu durumdan artık huysuzlanmaya başlamıştım. Hatta bir ara artık “dayı napıyon ya!” demek istemiştim. Ama dayının yüzüne baktığımda yaşlı olduğunu gördükçe “neyse oğlum! Yaşlı başlı adam bilerek yapacak değil ya” diyerek kendimi teselli ediyordum. Bir süreden sonra ses çıkartmadığım için bu durumdan güç alan yaşlı dayımız, rahat rahat eliyle bacağımı okşamaya başlamıştı. Sert bir yüz ifadesiyle yaşlı dayıya doğru döndüm. Yüz ifademden rahatsız olduğumu anlayarak elini benden çekti.

Dayının dikkati artık benden uzaklaşmış, eline aldığı telefonuyla tekrar oynamaya başlamıştı. Eve geç geleceğini söylediğini düşünmüştüm o an. Garip bir şekilde meraklanmış ve dayının telefonuna gözümü dikmiştim. Tabi çok fazla anlaşılmaması için ara ara göz atıyordum. Bu durumlar gerçekleşirken hala otobüste çok bunaltıcı bir sıcaklık vardı. Dudağım kuruyor bense dilimle ıslatıyordum. Son bir kez daha dudağımı nemlendirmeye başlarken kafamı çevirdim ve dayı ile göz göze geldim. Dilim dudağımda ve ben dayıya bakıyordum! Garip bir durum olduğunun farkındaydım fakat dudaklarımın kuruması beni rahatsız ettiği için bu eyleme devam ettim.

Yaşlı dayımız tekrar elini sağa sola savurmaya, son olarak benim vücudumda gezdirmeye başlamıştı. Hatta ara ara gözlerini kapatıyor ve elini vücudumda gezdirmeye devam ediyordu. Bense hala iyi niyetimle Ulan ibo ne adamsın! Adam yordun baksana. O kadar yorgun ki ayakta uyuyacak neredeyse. Elini sağa sola sallaması da yorgunluğun verdiği bir şey.” diyordum. Yaklaşık olarak 5 dk kadar bu şekilde devam etmişti.

Yaşanan bu garip anlar sonrasında dayı tekrar eline telefonu aldı ve mesajlar kısmında bir şeyler yazmaya başladı. Dediğim gibi merak ettiğimden dolayı elini telefona attığı her seferde, ne yazdığını okumaya çalışıyordum. Dayı mesajlar kısmına girerek Beni Sik yazmıştı! O anda çok oldum. Öylece dona kaldım ve ne yapacağımı bilemedim. Hiç bir şey düşünemiyor, nasıl tepki vereceğimi bilemiyordum. Çok kısa bir şok geçirdikten sonra dayı yazmış olduğu mesajı düzenledi. K harfini L yaptı. Böylelikle yazısı Beni Sil oldu. Tarif edilemeyecek bir şekilde bir anda rahatladım. Çünkü yine yanlış anladığımı düşünmüştüm. Allah’tan büyük bir tepki vermedim diye kendimi teselli ediyordum. Tam rahatlamış ve kendime gelmiştim ki dayı tekrar mesajı düzenledi ve Beni Sik yazdı. Hatta yazmış olduğu bu mesajı bana gösterdi. Artık her şey netlik kazanmıştı.  Elim ayağım bir birine dolandı. Dayının GAY olduğunu kesinleştirmiş, yapmış olduğu eylemlerin aslında bir hoşlanma, bir orgazm süreci olduğunun kanısına varmıştım.

Yapmam gerekenin dayıyı oracıkta dövmek olduğunu düşündüm. Fakat benden büyük ve cinsel ihtiyacının benden farklı olan birisine, şiddetle karşılık vermek istedim. Onun yerine DUR tuşuna basarak otobüsten indim. Evden hayli uzak bir durakta indiğim için baya bir yol yürüme durumunda kaldım.

Böylelikle hayatımda unutamayacağım bir anı edinmiş oldum. Ramazan bayramının 2. gününü iyi niyetimi suistimal eden gay bir dayı ile geçirmiş oldum. Bu olaydan sonra elinde Nokia 3310 bulunan herkesten uzaklaşmaya başladım. Yaşamış olduğum bu olayı yakın çevreme anlattıktan sonra arkadaşlarım Beni Sik içerikli mesajlar atar oldu. Hatta ve hatta doğum günümde Nokia 3310’lu üzerinde de Beni Sik yazan bir pasta hazırlayacaklarını söylemişlerdi. Komik değildi bu.

Uzun bir süre arkadaşlarım bu konuda üzerime geldiler ve sonrasında popülerliğini yitirerek yok olup gitti.

Ha bir de ben böyle bir şey yaşadım ne yani siz böyle bir olay yaşamadınız mı dediğim de ortalığa bir sürü taciz hikayeleri atılmıştı.

Sonuç Olarak

Hangi cinste olursanız olun, taciz bir gerçek ve sessiz kalınmamalı!

Bir önceki yazım olan Polis Haftasıyla İlgili Şiirim: Uyan Polis Amca Uyan! başlıklı makalemi de okumanızı öneririm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir