9-15 Nisan polis haftası olduğundan dolayı öğretmenimiz de bu haftaya özgü şiirlerler yazmamızı istemişti. Hem şiir yeteneğimizi ölçmek hemde polis haftasında düzenlenen yarışma için şiir arayışındaydı.

Babamın polis olmasından ve polis çevresinde yetişmemden dolayı benden bir beklenti de vardı. En azından arkadaşlarım sürekli yanıma gelerek, “bu doğru mu, böyle bir şey var mı, sıralaması doğru mu?” gibi sorularla benden polislik ve işleyiş hakkında bilgi almaya çalışıyorlardı. Bu tarz kısa popülerlik anları insanı ister istemez egomu okşuyordu.

Herkese yardım ettikten sonra artık kendim için bir şiir yazmam gerekiyordu. Şiirde polisleri övmeli miydim yoksa eleştirmeli miydim? Tam olarak karar verememiştim. Bu düşüncelerde kaybolmuşken aklıma bir anda polislerin ne ile mücadele ettiği, neler yaptığı daha doğrusu görevlerinin ne olduğu geldi. Polisin temel bir görevi vardı, asayişi sağlamak. Benden bundan yola çıkarak bir şiir yazmak istedim. Tabi birazda dokundurmalı ve eleştirel olmalıydı.

Bu şiiri 4. Sınıfta yani 10 yaşımdayken yazdığımı da belirtmek isterim. Kelime dağarcığımın yetersiz olması, şiir bilgimin de olmamasından iddialı bir şey ortaya koyamadım. Ama bir şeylere dikkat çektiğimi düşünüyorum.

Heyecan içerisinde yazmış olduğum şiir şu şekildeydi dostlar;

Uyan Polis Amca Uyan

Yandı renk renk ışık
Kırmızı, sarı, yeşil
Uymayanlar el-fatiha
Uyanlar elemtere

Gitti bir araba
Arkasından bir arabaya çarptı
Oldu gürüm diye bir ses
Uyan polis amca uyan

Alkollü bir adam
Bağırdı sokaklarda
Sonra bindi arabaya
Uyan polis amca uyan

Yazmış olduğum bu şiir tutarsız kafiyesi olmasına rağmen yarışmaya gönderilmişti. Yalnız yukarıda yazdığım gibi gönderilmedi. Dediğim gibi kelime daarcığım pek gelimediği için, Alkollü kelimesini Arkollü olarak yazmıştım. Şiir bu şekilde yarışmaya katıldığı için uzun elemeler sonrasında, yazım yanlışından dolayı elendi. Anlamadığım şey okul yada eleme sırasında bu fark edilmedi mi? Edildiyse neden o müdahale edilmedi. Her neyse öyle yada böyle yarışmaya katılan ilk şiirim bu şekildeydi.

Bu şiir sonrasında kendime bir ajanda edindim ve şiir yazmaya başladım. Gözümün gördüğü her obje için şiir yazmaya başlamıştım. Hatta ve hata tuvalet kağıdı için bile şiir yazdığım oldu. Burada dikkat çekmek istediğim şey de, gözümüzün gördüğü her objenin hayatımızda büyük rol aldığını göstermekti. Yaşımın ilerlemesiyle yazmış olduğu şiirlerde uyak ve kafiyelere dikkat eder olmuş ve artık objeler değil, doğa ve aşk üzerine şiirler yazmaya başlamıştım. Taki şiir yazma konusunda birisini çıkıpta canımı yakana kadar. Bir şekilde şiire küstüm ve hiç bir şekilde şiir yazmak için kalemi elime almadım. Talihsiz bir olay yaşamasaydım belkide şu anda şiir kitabımı yazıyor olurdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir